Ülkeden Haberler

Zihinsel engelli kadına defalarca tecavüz edenler serbest kaldı

Ardı arkası kesilmeyen cinsel istismar vahşetine bir yenisi daha eklendi. 27 yaşında olan fakat 7 yaşındaki bir çocuk gibi görünen yüzde 75 zihinsel engelli H.Karagöz, 65 yaşındaki komşusu O.Y. ve M.Ç. isimli iki zanlının  tecavüzüne maruz kaldı. Komşu ve yanında olan bir kişinin daha  silah zoruyla kendisine tecavüz ettiğini anlatmaya çalışan Havva, derdini bir türlü mahkemeye anlatamayınca istismarcıları serbest kaldı.

Giresun’un Yağlıdere Hisarcık Köyü’nde yaşayan yüzde 75 engelli H.Karagöz’ün anne ve babası çalışmak için evden ayrılınca 65 yaşındaki komşusu O.Y. ve yanındaki  M.Ç’nin silah zoruyla tecavüzüne maruz kaldı. Daha önce korktuğu için maruz kaldığı tecavüzü ailesine anlatamayan H.Karagöz, tecavüzün sistematik hale dönüşmesiyle  birlikte ailesi tarafından fark edilmesi üzerine durumu anlatmak zorunda kalıyor. H. Karagöz’ün ailesine anlatımı üzerine korkunç gerçek açığa çıkıyor.

İddianın açığa çıkması üzerine ailesi tarafından hastaneye götürülen H. Karagöz’ün 5 buçuk aylık hamile olduğu gerçeği anlaşılıyor. Hamilelik sürecinin ilerlemesi ve yasal kürtaj süresinin dolmasıyla birlikte çocuğu aldıramayan zihinsel engelli H. Karagöz, küçük bedeniyle tecavüzcüsünün çocuğunu doğurmak zorunda kaldı.  Tecavüzcüler hakkında suç duyurusunda bulunan aile yaşanan bunca gelişmeye rağmen sonuç alamadı. Zihinsel engelli olan H. Karagöz, derdini hukuka ve mahkemeye anlatamayınca  maruz kaldığı tecavüzde ” Rızası var” denilerek tecavüzcüleri beraat etti. Verilen kararın arından tecavüzcüler beraat ederek suçsuz sayılırken H. Karagöz tecavüzcülerden doğurduğu çocuk ve yaşadığı travmayla baş başa kaldı.

 

Konu ile ilgili Ayşe Arman’a röpörtaj veren aile, mahkemenin verdiği kararın maruz kaldıkları tecavüz felaketinden daha ağır olduğunu ifade ederek, tecavüzcülerle her karşılaştıklarında yeni bir travma yaşadıklarını ifade etti. Çocuklarının engelli olduğu bilinmesine rağmen fiziken ve zihinsel olarak sağlam görünen tecavüzcülerin aklanmasına anlam veremediklerini dile getirdi. Arman’ın aileyle yaptığı röportaj şöyle:

– Nasıl bir felaketle karşı karşıyasınız?!

Sormayın! Çaresiz bir haldeyiz. Yüzde 75 zihin engelli kızımız, iki erkek tarafından tecavüze uğradı. Korktu, bize söyleyemedi. Hamile kalmış. Bizim de geç haberimiz oldu. Kürtaj da olamadı. O bebeğini doğurdu, kuruma verildi… Daha da fenası, suçlular hak ettikleri cezayı almadı. Ellerini kollarını sallaya sallaya serbest dolaşıyorlar. İnsan isyan etmez mi? Kahrolmaz mı? Yardım istiyoruz… Adalet istiyoruz! Suçluların cezalandırılmasını istiyoruz…

– Çok haklısınız. Korkunç bu anlattıklarınız… Tanıyor mu bu iğrenç adamları kızınız?

Evet. Biri 65 yaşındaki komşumuz. Diğeri de babamın halasının torunu. Benim kızım 27 yaşında ama hiçbir şeyin farkında değil. Aklı yerinde değil. Bir çocuk gibi o. “Anneni babanı öldürürüz, evini yakarız demişler!” ve kötü emellerine alet etmişler. Sonra içine kapandı, konuşmaz oldu. Biz de doktora götürdük. 5.5 aylık hamile olduğunu öğrendik!

– Sonra suç duyurusunda mı bulundunuz?

Evet, yasal süreç başladı. Bu arada bütün bu olan biteni yazmadığım, yardım istemediğim yer kalmadı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı… Her yere yazdım ama hiçbir sonuç alamadım. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, “Yanınızdayız!” diyor ama tecavüzcüler halen serbest…

– Nasıl olur?

Oluyor Ayşe Hanım! Durum bu! 65 yaşındaki tecavüzcü bir kere bile mahkemeye gelmedi. Yüzde 75 engelli raporu olan çocuğumun çektiği azap, maruz kaldığı şiddet hiçe sayılıyor! Kadın olmak zor bu ülkede, engelli kadın olmak daha da zor! Bizi en çok üzen de bir rapor daha istendi ve çocuğumun yüzünü dahi görmeden “Engelli değil!” dendi. Gerçekten insan delirir! Bisküvi çalan 6 ay yatıyor ama biz yokken evimize girip çocuğumuzu silahla korkutup tecavüz eden iki adam da serbest. Birini 4 ay tutuklu tuttular, sonra bıraktılar. 65 yaşında olansa “Benim çevrem var, kimse bana bir şey yapamaz!” diye dolanıyor ortalıkta…

– Olay nasıl olmuş?

Her gün bağa, bahçeye gidiyoruz. Biz çalışmaya giderken kızımız evde kalıyor. Bizim evden çıkış saatlerimizi gözetlemiş ve biz evde yokken kapıyı çalıp eve gelmiş ilk tecavüzcü. Bizimki de tanıdık diye açmış kapıyı. Sonra da tehditle, silah zoruyla tecavüz ediyor. Ve sonra bu devam ediyor. Onun bu gidiş-gelişlerini gören akrabamız onu takip ediyor ve bu rezilliğe tanık oluyor. Sonra dahil oluyor. Bir kişiyken iki kişi tecavüz etmeye başlıyorlar. Kızımın hamile kaldığı adam akrabamız olan kişi zaten, genç olanı…

ADLİ TIP ‘YÜZDE 75 ENGELLİ’ DEDİ

– Rezalet!

Evet, ama adamlar serbest! Engeli ile ilgili rapor istendi, Trabzon Adli Tıp Farabi Hastanesi’nden raporu alındı. “Yüzde 75 engelli” dendi. Sonra İstanbul’dan bir rapor daha aldık, “Engelli de olabilir, engelsiz de” gibi bir rapordu. İkinci duruşmada avukatı rapora itiraz etti ve üst kurula götüreceğini söyledi. Biz de gün beklemeye başladık kontrol için. Kimse bizi aramadı. Üçüncü duruşma günü karşımıza bir rapor daha çıktı. O raporda evladıma “Engelsizdir, sağlamdır!” deniyor! 11 tane profesörün imzası olan bir rapor bu. “Raporu kim hazırladı?” diyoruz, cevap yok. “Profesörler bir kere bile bizim çocuğu görmedi ki! Nasıl engelsizdir diyorlar?” diye soruyoruz, cevap yok… Ama biz vazgeçmeyeceğiz, bu işin peşini bırakmayacağız. Suçlular cezalarını alana ve adalet yerini bulana kadar mücadele edeceğiz…

BİRİ KOMŞUMUZ, BİRİ AKRABAMIZ

“DNA testinde bebeğin babasının akrabamız olduğu çıktı. O yüzden yaptığını reddedemiyor ama “Kendi rızasıyla” diyor. Tabii ki saçmalığın daniskası!”

40 KİLOLUK KIZ 90 KİLOLUK ADAMA NASIL KARŞI ÇIKSIN…

“65 yaşındaki adam 90 kiloluk bir insan, benim evladım 40 küsur kilo. Canı mı yeter karşı koymaya, direnmeye…”

ADLİ TIP GÖRMEDEN RAPOR VERİYOR… OLACAK ŞEY Mİ?

– Bugün dördüncü duruşma var. Neler bekliyorsunuz?

AVUKAT SELİN NAKIPOĞLU: Ne yazık ki yargılamanın ilerlediği bir süreçte davaya katılıyorum. Defalarca cinsel şiddete maruz kalmış genç bir kadının avukatı olarak gireceğim. Üniversite hastanelerinin heyetlerince tespit edilmiş olan zekâ geriliği nedense mahkeme tarafından görülmemiş. Silah zoruyla tecavüz edilmiş, müvekkilimin çığlığı duyulmamış. Tecavüz sonucu oluşan hamileliği, “Yasal süre geçti!” denilerek sona erdirilmemiş ve çocuğu doğurmak zorunda kalmış. Bunları size anlatırken bile ürperiyorum ama o genç kadına tüm bu şiddet yaşatılmış ve hâlâ da yaşatılmakta… Bu davada Adli Tıp Kurumu, dosyanın kaderine etki edecek bir rapor veriyor ve bu raporu tanzim ederken suçun mağduru olan kadını görmüyor bile! Böyle bir şey olabilir mi? Bu kabul olacak şey mi? Bir kadının hayatı söz konusu, Adli Tıp Kurumu’nun gösterdiği titizlik bu mu?

Bunları da beğenebilirsin