Ülkeden Haberler

Ön yargılar ve biz

İlk saatimizden itibaren hayatta kalmamız, öğrenme, uyum sağlama ve iletişim kurma yetimize bağlıdır. Ama daha başlangıç çizgisinde eşitsizlikler vardır. Her kişinin farklı zihinsel ve fiziksel yeteneklerinin olması, sosyal sınıf, ülkenin gelişmiş olması veya olmaması. Ve bu hiç âdil değildir. Şehrin yoksul mahallerinden yoksul bir çocuk her zaman eğitimini sürdürme imkânlarına sahip olmuyor. Ailesi onu çok küçük yaşta çalışmaya gönderiyor. Ya da caddede dinlenmeye. Pek çok ülkede ise kızlar okula gitmiyor. Ve kadınların bazı meslekleri icra etme ya da araba kullanma hakları yok. Ve bu hiç âdil değil.

Okul bile bizi ayırıyor. İyi öğrenciler de var, kötü öğrenciler de. Buna rağmen, ülkenin hangi şehri olursa olsun hepimiz okula gidiyoruz. Ve işte sorun da tam burada. Çünkü bazıları için uygun olan müfredatlar ve yöntemler her zaman başkalarına uymayabiliyor. Ve bu hiç âdil değil. Eğer müfredatlar onların yeterliliklerine ve ilgi alanlarına yönelik uyarlanırsa bu öğrenciler de gelişebilir.

Cehalete karşı mücadele etmek, adaletsizliklere karşı mücadele etmektir. Kimileri bu mücadeleyi Diderot’dan önce denedi. Ancak Denis bu mücadeleyi tek seferde pek çok cephede yürüten ilk kişiydi. Herkes için eğitim cephesinde elbette. İnsan hakları ve kadın hakları cephesinde de. Derilerinin rengi ne olursa olsun. Ya da sosyal kökenleri. Doğanın korunması cephesinde. Önyargılar cephesinde. Hoşgörüsüzlüğe karşı, sansüre karşı, işçi olmanın zihinsel faaliyetlerden daha az soylu olması kavramına karşı…

Diderot cehaletle her yerde mücadele ederek bilginin tekelini elinde bulunduranlara karşı bir savaş başlattı. Çünkü cehalet her zaman bir iktidar ve hegemonya aracıdır. Rejimler bilgiye erişimi engelleyerek insanları yoksulluğa mahkûm ediyor, onları istediklerine inandırıyor ve manipüle ediyor.

Denis bu savaşı şiddet kullanmadan yürütecekti. Barışçıl araçlarla. Onun ardından başkaları nöbeti devralacaktı. Herkes kendi tarzında. Cehalete ve peşinden getirdiği adaletsizliklere hayır diyecekti.

İşte bu kitap; Aydınlanma döneminin en önemli filozoflarından Denis Diderot’un, güncelliğini asla kaybetmeyecek olan bu onurlu ve haklı mücadelesinin öyküsüdür.

 

Eren Yaşar

Bunları da beğenebilirsin